Tag: Polisiye

YAZARINI ARADIĞIMIZ ROMANLAR

Amerikalı yazar müstear adı kullanmamın nedeni çok basit: Beni bu kitapları yazmaya yönlendiren temel neden ÖFKE... Karşımda birkaç kişiliği olan, multiple personalite, vaziyetinde bir yazar oturuyor; hangisine sesleneceğimi bilemedim ama nihayetinde ortada yazılmış bunca roman varken, ben ortaya konuşayım, sahibi alınganlık gösterip cevap versin. Siz Ahmet Sönmez Bey, herhalde roman yazarı Jake Stephenson’u temsilen buradasınız, yoksa bu casusluk hikâyelerine uygun bir senaryo mudur, kestiremedim. J.W.Stephenson imzalı, ilki Brüksel Lahanası sonraki Ankara Tavası ve ardı sıra Waşington Portakalı… Bu üçlemeden sonra gelen roman, ¨1974.¨ Son yıllarda, ‘Teknik Takip Dizisi’ diye başlayan Rezil Fabrikatör Dosyası, Kaçak Mercedes Dosyası, Kompozit Jüpiter Dosyası, derken, kitaplar çoğaldı. Peş peşe baskı yapıyor, okuru da pek memnun. Türk Edebiyatının...

Daha Fazlasını Oku →

Ankara’da İmza Günü

Birliğimiz üyesi Sevgili Ahmet SÖNMEZ Ankara'da okurlarıyla buluşuyor. "Haberim olsaydı mutlaka gelirdim!" demesi beklenen arkadaşları zor durumda bırakmak için bugünden bildiriyoruz. Ahmet Sönmez, ODTÜ '69 mezunu bir yazar. Kitaplarında; Jake W. Stephenson ismini kullanıyor.Yayınlanmış yedi kitabı var. "Polisiye-Casusluk Romanı" formatı içinde yazdığı kitaplarında; uluslararası terör örgütleri, kaçakçılık, siyasi cinayet, organize sahtekarlık gibi konuları ele alıyor. Ülkemizde, "Siyaset-Ticaret- Tarikat Üçgen" olarak bilinen, kirli ilişkilere dokunmaya çalışıyor. '68 Kuşağının henüz ölmemiş bir üyesi olarak, yarım yüzyıllık arşivinden yararlanıyor. Öldükten sonra ünlü bir yazar olmak niyetinde...

Daha Fazlasını Oku →

Dünya Kitap Ödülleri sahiplerini buldu

Dünya Kitap Dergisi'nin 26 yıldır verdiği "Yılın En İyileri" ödülleri sahiplerini buldu. DÜNYA Gazetesi konferans salonunda gerçekleştirilen törende ödülleri, derginin Yayın Yönetmeni Faruk Şüyün açıkladı. "Ayaküstü İzmir-Sokak ve Fırın Lezzetleri" kitabı "Yılın En İyi Gastronomi Kitabı" seçilen Nejat Yentürk, ödülünü seçici kurul üyesi Ahmet Örs'ten aldı. Yentürk, dünyada 1970'li yıllarda başlayan mutfağa ilgi döneminin Türkiye'de de etkisini gösterdiğini, mutfak kültürüne ve tarihine yönelik boşta kalan bir alanı doldurmak istediğini ifade etti. "Anadolu'da lonca sistemi hala yaşıyor" Hızlı tüketilebilen yiyeceklerden oluşan "Ayaküstü Mutfak" kültürüne lonca sisteminin katkı sağladığını dile getiren Yentürk, "Lonca sisteminin hala izlerini görebiliyoruz. Belki İstanbul'da hissedilmiyor ama Anadolu'da bu sistem hala yaşıyor. Tek bir ustanın...

Daha Fazlasını Oku →

Nuray Atacık’ın İkinci Polisiye Romanı Bukalemun Raflardaki Yerini Aldı

24 “Adım Yeşim Yıldız... Ben suçsuzum. Sadece kaderimin sonucunu yaşıyorum. Asıl suçlu kendini biliyor. Senin...can aldığın yerdeyim. Gelip beni kurtarmanı bekliyorum. Kırk sekiz saat içinde gelmezsen...günahının bedelini ben ödeyeceğim! Kurtar beni!” Büyükannesinin her biri hayata dokunan masallarıyla büyümüş kız çocuğu… Akrabalarının sevgisi ve nefreti arasında kalmış genç kadın… Dokunulmaktan hoşlanmayan bilgisayar kurdu genç adam… Evinde beslediği tuhaf yaratıkla bağ kuran hacker… Aile bireylerinden yalnızca birini sevmek için seçen baba… İdeolojileri uğruna insanları gözlerini kırpmadan öldürebilen teşkilat mensupları… Ve tüm bunların ekseninde görevine tutkuyla bağlı emniyet amiri… İlk romanı Fener Balığı’yla gönlümüze taht kuran Nuray Atacık’tan hız kesmeyen, sürükleyici bir polisiye roman...

Daha Fazlasını Oku →

PERDELER – Ceyda Kiremitçi Vasiliev

Gözlerimi açtığımda küçük bir odadaydım. İçeriyi saran ilaç kokusuna, karşımda duran tahta masaya ve odadan eski bir perde yardımıyla ayrılmış bölmeye bakılacak olursa doktorlardan birinin odasında olmalıydım. Bu hastanede daha önce görmemiş olduğum bir doktor odasının varlığına şaşırmıştım. Üstelik burada yalnız bırakılmış olmam da nadir rastlanan bir durumdu. Hemen ellerimi kontrol ettim. Onları da serbest bulsam rüyada olduğumu düşünecektim ama her zamanki gibi oturduğum koltuğun kollarına sıkı sıkıya bağlanmışlardı. Gariptir ki bu ket vurulmuş özgürlük içimi rahatlattı. İçinde bulunduğum yeni odanın gerçek olduğuna inancımı yükseltti. Bu da demek oluyordu ki aylardır hatta belki yıllardır yaşadığım rutinin dışına çıkıyordum o gün....

Daha Fazlasını Oku →

BEŞ KÜÇÜK ŞEYTAN – Ayfer Kafkas

Çocuktum. İçimde büyüttüğüm vicdan ve azap kelimelerinin en hastalıklı şekilde yan yana gelmeleri neticesinde ortaya çıkan tabirle müsemma hissiyatla yaşamaya alışmıştım. Alışmaktan başka çarem de yoktu. Bu hissin verdiği sıkıntılı karanlık göğüste peyda ettiği ince ama fasılasız sızı, on dört yaşımdan beri hiç durmaksızın azalmasına rağmen beni örseledi durdu. Çocuktum, bilemezdim. Bilsem yapar mıydım; kendimi atar mıydım kurbanını bin bir eziyetlerle körelmiş pençe ve dişleriyle yıllar yılı parçalamaya çalışan, öldürmeyen ama bazen ölümü arzulatan cinsten melun bir yaratığın koynuna? Bilemezdim. Küçük bir aptallığın hayatımı cehennem çukuruna çevireceğini tahmin edemezdim. Çocukluğum… Her ne kadar başımdan geçmekte olduğu zamanlarda bana rengârenkmiş gibi...

Daha Fazlasını Oku →

KADIKÖY’DE GEÇEN CİNAYETLER!

Son romanı ‘Moda Cinayetleri’ni yayınlayan Kadıköylü polisiye yazarı Çağatay Yaşmut, “Kadıköy, benim gibi semt polisiyesi yazan yazarlar için bulunmaz bir ilham kaynağı oldu” diyor [caption id="" align="alignnone" width="1000"] Fotoğraf: Çiğdem Bakırcıoğlu Aslan[/caption] Çağatay tebrikler, 6.kitaba geldiniz. Bu 6 kitabın yarısı Kadıköy’de, yarısı başka semtlerde geçiyor değil mi? Teşekkür ederim Gökçe. Evet, altı kitap oldu. Yedincisi de yolda. Sekizincinin de kurgusunu tamamladım. Kadıköy Cinayetleri’nden beri hikâyelerim Kadıköy’de geçiyor. Bu romanımda da geleneği bozmayarak, hikâyenin yarısını yine Kadıköy’de kurdum. Kadıköy’e olan tutkum; Kadıköy’ü yazma sevdamdan vazgeçmemi engelliyor. Bu iyi bir şey. Yazarların her zaman iyi bildikleri yerleri yazması taraftarıyım. Hikâyenin diğer yarısı...

Daha Fazlasını Oku →

Polisiye Edebiyatın Usta Yazarı Suphi Varım’ın, “Detektif Sokratis Polisiyeleri”nin Üçüncü Kitabı, Sokratis ve Cinler Okunmaya Hazır!

Pervin, üstüne eğilen üç gölgeden uzaklaşmak istercesine geriye çekildi. Vücudu iyice kasılmıştı. Gölgelerden birinin ne dediğini anlayamadı, çünkü kulaklarında davul vuruşlarını andıran tuhaf sesler vardı. (...) Gözlerini açtı, karşısındakileri hayal meyal seçebildi. Başının çevresinde küçük bir ışık bulutu oluştu o anda. Gölgeler, bulutun içinde kayboldu. Zil ve tef sesleri işitince terli başını pencereye çevirdi. İri başlı, sivri kulaklı, patlak gözlü ve şiş karınları kıllı iki yaratık, yavaş yavaş ona yaklaşıyorlardı. Elleri ve ayakları pençe şeklindeydi. Kuyrukları vardı. Biri karyolanın ayak ucuna, diğeri başucuna sıçradı. Pervin, yaratıkların ağzından fırlayan yılan dilinden korunmak için titreyen elleriyle yüzünü kapattı, gözlerini yumdu. (...) Yaratıkların...

Daha Fazlasını Oku →

Elçin Poyrazlar’dan Yeni Polisiye Roman: Mantolu Kadın

Geleceği parlak bir cerrahla çok genç yaşta evlendirilen bir kadın, kocasının iktidarsız olduğunu evlendikten sonra öğrenir. Kocasının kaba davranışları kocasından iyice uzaklaştırır genç kadını. Genç kadın oturdukları apartmanda, kendisi gibi genç ve gizemli bir kadın görür ve ondan çok etkilenir. İki kadın arasındaki görünmez bağ, onları yan yana yürüyecekleri beklenmedik bir yolculuğa sürükler. Bir yandan iki vahşi cinayet işlenmiştir. Mesleğinin zirvesinde iki kişinin ölümünün peşine düşen Başkomiser Aydın Andız, cinayetlerin arasındaki bağlantıyı çözmeye çalışırken, bir yandan da kendi şeytanlarıyla boğuşmaktadır. Elçin Poyrazlar son romanı Mantolu Kadın’la okuru, evlilik kurumu içindeki güç oyunlarına ve şiddetin sınırlarına taşıyor.

Daha Fazlasını Oku →

Tuğba Sarıünal’ın son romanı Çarpışma, okurlarıyla buluştu.

Henüz kendi hikâyemin bile kahramanı olamamışken, benden kendi hikâyelerinde kahramanlık göstermemi bekliyorlar. Oysa ben sadece dünyanın yaşanabilir bir yer olduğuna inanmak istiyorum. “Çocuğum daha.” diyorum. Susuyorlar. Anılarla dolu geçmişlerini değil de kayıp giden masumiyeti özlediklerini bile anlamıyorlar. İçlerindeki boşluk büyürken ben de büyüyorum. Etrafım kalabalık ama iliklerime kadar yalnızlık çekiyorum. Ben boğulurken diğerlerinin nefes alışlarını seyrediyorum. Karşılarında duruyorum ama görünmüyorum. "Kimim ben?" diye soruyorum kendi kendime. Kimim ben? Onu bile bilmiyorum.İyiliğin sınır tanımaz gücü ve insanlık kavramı üzerine yazılmış muhteşem bir roman.

Daha Fazlasını Oku →