Blog

“Son romanım Kıyam Zamanı tamamen vatansever duygularımın satırlara dökümüydü.”

AYLA KOCA

“KIYAM ZAMANI”

POLİSİYE YAZARLARI BİRLİĞİ

2020 KRİSTAL KELEPÇE ÖDÜLÜ FİNALİSTİ

Günay Gafur

 

Sevgili Ayla Koca’nın Kıyam Zamanı’nı tek bir cümleyle şöyle tanımlayabilirim: “İnsanın karanlık tarafına yapılan sert bir yolculuk.”

Roman, cehaletle beslenen kötülüğün, en karanlık dehlizlerden bile ürkütücü olabileceğini gözler önüne seriyor. Kötülere, suçlulara karşı amansızca mücadele veren Aykut Komiser, bu kez kötülüğün en karanlık, en derin ve en acımasız haliyle karşı karşıya. Cehalet!

Öyle bir karanlık ki bu, en yakınınızdakini, en sevdiğinizi sizden alıp sizi parçalamak isteyen bir canavara dönüştürebilir. İnanç gibi, sevgi gibi masum görünümlü duygularınızı nefrete, vahşete çevirebilir. Cehaletin karanlığına kapılırsanız öldürmekten zevk alan, içgüdüleriyle hareket eden vahşi bir yaratık olabilirsiniz. En kötüsü de karanlığın zabitleri, bunu yaparken ve yaptırırken size cenneti sunarlar, aslında hiç ulaşamayacağınız bir cenneti. Çünkü kötülerin cenneti, diğer herkesin cehennemidir.

Bir tarikat tarafından kandırılan insanların nasıl ve neden birer caniye dönüştüklerini kendi bakış açısı ve tempolu kurgusuyla aktarmayı oldukça iyi başarmış olan Ayla Koca, sık sık kanlı sahnelere yer vermekten de kaçınmamış. Bu anlamda Kıyam Zamanı’nın kanlı ve sarsıcı bir polisiye olduğunu hatırlatmakta fayda var.

Ancak sadece kanlı ve sert bir polisiye olarak ele alınırsa kitaba haksızlık olur. Roman aynı zamanda sosyolojik bir gerçeğe de dikkat çekiyor. Kıyameti hızlandırmak amacıyla bir tarikat tarafından beyinleri yıkanan gençlerin, ailelerini ortadan kaldıracak hatta onları yiyebilecek (evet, doğru okudunuz, yiyebilecek) kadar gözü dönmüş müritlerin, sömürülen insanların, vahşi cinayetlerin, aklınıza gelebilecek en kanlı sahnelerin günümüz gerçekliğine birer gönderme yaptığına hiç kuşku yok. Ayla Koca, insanları sömürerek onları insandan başka bir şeye dönüştüren benzeri yapıların, toplum ve dünya için nasıl bir tehlike arz ettiğini de satır aralarında oldukça sert mesajlarla vermiş.

Aykut Komiser kitabın ana kahramanı. Yıllar önce karısını elinden alan tarikatın yeniden uyanmasıyla şehirde vahşi cinayetler işlenmeye başlanır. Cinayetlerin peşine düşen Aykut Komiser, bazen ayağına bağ olan geçmişin gölgeleri yüzünden tökezlese de daha iyi bir gelecek için bu dosyayı çözmek zorundadır. Çünkü korumak zorunda olduğu küçük bir kızı vardır ve ona güven dolu yarınlar sunmanın yolu, kanlı tarikat cinayetlerini önlemekten geçmektedir. Geçmiş (karısı) ve gelecek (kızı) arasında bocalayan Aykut, korkularına yenik düşüp pes edecek mi yoksa gelmiş geçmiş en kanlı tarikatın ardındaki gerçeğe ulaşıp, cinayetleri bitirebilecek mi?

Soruların cevaplarını ararken sayfaların hızla akıp gittiğini göreceğiniz, tempolu ve sert polisiye arayanların beklentilerini karşılayacağını düşündüğüm Kıyam Zamanı, son kertede kendi kendini anlatsın: (Arka kapak yazısındaki şu paragraf, kitabın ruhunu nasıl da yansıtıyor)

“Ve anladı ki insan; şeytan aslında hiç var olmadı. Herkesin şeytanı kendi içinde onunla beraber doğup büyüdü. Kiminin şeytanının adı hırs, para, şehvet oldu. Kiminin şeytanı ise sessiz, sakin ve hep uykuda kaldı.”

 

Röportaj – Ayla Koca

 

1-Önce sizi biraz tanıyalım. Edebiyat geçmişiniz ve varsa etkilendiğiniz yazarlardan bahseder misiniz biraz?

Kırk üç yaşındayım, ilk romanımı otuz yedi yaşında bastırdım. Yazarlıktan tek kuruş kazanmadım. Mesleğim hemşirelik; yirmi altı yıldır devlet memuruyum. İki evladım, bir kedim var. Polis eşiyim ama lütfen herkes bilsin ki bu yüzden polisiye yazarı değilim ve olmadım.  Yazarlık hayatım 2014 yılında ilk romanım Kayıp Ruh Yitik Beden romanım ile başladı. Yazma hayatım ise on iki yaşından beri hikayeler, denemeler, şiir ve köşe yazıları ile başladı. Ömrüm boyunca konuşmaktansa yazmayı tercih ettim.

Etkilendiğim bir yazar yok ama takdir ettiğim pek çok yazar var. Yazdıkları romanlar cesaret ve tabu yıkan cinsten olan her yazar benim için kesinlikle takdir edilmesi ve abartılması gereken yazarlardır.

 

2-Son romanınıza geçelim. Roman ve başkahramanınızın esin kaynağı ve yazma süreci hakkında bilgi verir misiniz? Yazma sürecinde etkilendiğiniz olaylar ve çözmekte zorlandığınız düğümler oldu mu? Bunları nasıl çözdünüz?

Son romanım Kıyam Zamanı tamamen vatansever duygularımın satırlara dökümüydü. Türkiye’nin yüzyıllardır başına bela olan, her dönemde isimleri farklıda olsa amaçları devletin içine sızma olan ihanet şebekelerini anlatıyor. Romanım dinî duyguları sömürerek amaçlarına gitmeye çalışan ve ülkenin üst makamlarını örümcek ağı misali sarmalayanlara olan öfkemin bir yansımasıydı. Romanıma her zaman bizden biri, zaafları olan acıları olan kahramanlar yazıyorum. Fazla mükemmel ve zeki kahramanlar bana samimi gelmiyor. Polis eşi olduğum için vatan için fedakarca çalışan ve can veren yiğitler için bir anı olmasını istedim. Yazmaya başladığım andan itibaren son satırına kadar zaten hedeflediğim, planladığım ve işlediğim noktaların hepsine ulaştığımı düşünüyorum. Okuyucudan aldığım dönüşler de gösteriyor ki istediğim şeyi satırlara yansıtmışım, ne mutlu bana.

 

3- Polisiye, tüm dünyadaki okurlar arasında oldukça popüler bir tür. Sizce okurları özellikle polisiye türünde eserler okumaya iten şey nedir? İyi bir polisiye romanın olmazsa olmazları nelerdir?

Bende oldukça iyi bir okuyucuyum; her tür okumakla birlikte en çok polisiye roman okuyorum. Polisiye roman tercih etme nedenim, okurken her zaman heyecan ve merakla sayfaları çevirmekten kaynaklanıyor.

 

4- Polisiye roman yazmanın, aynı anda hem suçlunun hem de dedektifin/polisin aklının içine girerek düşünmeyi gerektirdiği söylenir. Katılıyor musunuz? Bir polisiye yazarı olmanın en sevdiğiniz tarafları nelerdir? Başkalarının romanınız hakkındaki yorumları sizi nasıl etkiler? Son romanınız ile ilgili nasıl yorumlar aldınız?

Benim romanlarımı okuyan okuyucularım biliyor ki ben her zaman katilin de neden yaptığını sorgularım. Kayıp Kurban romanımda pek çok okuyucum katile hak vermişti. Polislerin olayları çözümlerken hissettiklerini yazarken de duygu aktarımına çok önem veriyorum; üzüntüleri, karasızlıkları ve pişmanlıklarını da mutlaka kitapta işliyorum.

Başkalarının romanlarımı yorumlaması her yazar gibi benim için de çok önemlidir. İlk zamanlar eğer tanığım birisi yorumluyorsa genelde beni üzmemek için öyle söylüyor, diye düşünürdüm. Artık dördüncü romanım ile daha kendime güven kazandığım için övgülerin haklı olduğuna karar verecek kadar kalemimi biliyorum. Okuyucularımın çoğunluğunu lise ve üniversite gençliği, o yüzden samimi, içten duygularını dışarı rahatça vuran bir kesimle sohbet etmek, onların romanlarımı yorumlarken heyecanları beni hem motive ediyor hem de oldukça mutlu ediyor. Para ile ölçülemeyecek bir mutluluk ve haz yaşıyorum. Olumsuz yorumları mutlaka not alıyorum, yeni satırlarımda o eleştirileri göz önüne alarak yazıyorum.

 

5- Polisiye türünde okur ve izleyicilere tavsiye edebileceğiniz, mutlaka okumalı ve izlemelisiniz diyebileceğiniz kitap, film veya diziler var mı? Hangileri?

Her röportajımda mutlaka ismini anıyorum: Lisa Gardner benim için kesinlikle iyi ve heyecanlandıran bir kalemdir. Mutlaka izlenmesi gereken Seven çok iyi ve sıkı bir polisiye keza Kuzuların Sessizliği de aynı yılların şekilde eskitemediği ve her izlediğimde hayranlıkla her sahneyi dikkatle gözlemlediğim, sonunu ezbere bilmeme rağmen o anı beklediğim filmdir. Dizi izleme alışkanlığım yok. Bir ara Sherlock dizisi çok övülünce izlemeye başladım ama okurken yaşadığım heyecanı hissetmeyince bıraktım. Kendi hayalimde sahneleri canlandırmayı daha çok seviyorum. Kitapların verdiği hazzı beyaz perdede alamıyorum.

 

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu Gereği Yasal Uyarı; Bu kitap tanıtım metni ve röportaj, Türkiye Polisiye Yazarları Birliği tarafından hazırlanmış olup tanıtım amaçlı kullanılacak kısa alıntılar haricinde TPYB Yönetim Kurulu izni olmaksızın kopyalanması, çoğaltılması ve başka yerlerde yayınlanması yasaktır.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>