Doruk Ateş Röportajları

On Yazar, On Soru, On Cevap

1- Yazdığınız karakterin sizi ele geçirip hikâyeyi yönlendirdiği oluyor mu? Böyle bir durumda kontrolü yeniden ele alma ihtiyacı mı duyuyor yoksa karakterle bütünleşip kendinizi akışa mı bırakıyorsunuz? Algan Sezgintüredi: Oluyor. Oluyor ama fazla ileri gidemiyor çünkü karakterlerimin tanrısıyım ben: ne istersem onu yaparlar. Akışı belirleyebilirler ve belirledikleri oluyor ama fazla ileri giderlerse çarparım. Ama çok şükür, şimdiye dek gazap gerekmedi, hoşgörü ve merhamet yetti. Ayşe Erbulak: Yazdığım romanlarda mutlaka kendi özelliklerimden oluşan bir karakter olur ve kendimi hikâyeye kaptırarak akışa bırakırım. Bade Osma Erbayav: İnatlaşıyoruz. Zaman zaman ben de birtakım karakterler tarafından ele geçirildiğimi hissediyorum. Daha doğrusu öykü yazarken onlara...

Daha Fazlasını Oku →

Kitap Cafe Doruk Ateş Röportajı

Doruk Bey, kitabınızda Çinçin mahallesinde geçen polisiye olayları anlatıyorsunuz. Ama kitabınız sanki Çinçin belgeseli niteliği taşıyor. Edindiğim izlenim doğru mudur? Belgesel demek ne kadar doğru olur bilemiyorum ama asıl derdim polisiye kurgu içerisinde büyüdüğüm semtin ve orada yaşayan insanların hallerini de yazmaktı. O nedenle de kurgunun el verdiği ölçüde insanlardan bahsettim. Zaten olaylar Çinçin Bağları’nda geçtiği için çevre açıklamaları ile bir belgesel tadı ortaya çıkması da kaçınılmaz oldu. Soruya dönersek amaç belgesel değildi, sonuç belgesele yakınlaştı. Kitapta geçen olayların hayal ürünü olduğu belirtilse de ilham alınan kişileri ve olayları var mıydı? O hayal ürünü uyarısı yayınevinin yasal girişimlere karşı bir...

Daha Fazlasını Oku →