Öyküler

ZARF – Kamil Murat

Danışan divanına kendisinden beklendiği gibi gözleri yarı kapalı uzanmıştı Onur. İnce kemikli küçük yüzlüydü. Dış görünümünü önemsemediği, dağınık saçları ve birkaç günlük seyrek sakalından belli oluyordu. Onur rüya kıvamında konuşunca Psikiyatr Altuğ not almaya devam etti. “İnsan gece yarısı birdenbire uyanınca fena oluyor, toparlanamıyor, bazen baş ağrısından kendime gelemiyorum.” Yüzünü buruşturdu, dudak uçları sıkıntıyla aşağıya büküldü. “Bir de çarpıntı. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi bir çarpıntı…” Anlattıklarını birebir yaşıyordu, soluğu kesilmişti, gözlerini kapadı. “Düşünün yani. Baş ağrısıyla birlikte deli gibi bir çarpıntı…” Onur anlaşılmayı umut ederek ısrarla Altuğ’a baktı, yorgundu sesi. “Sanki başka birinin evinde uyanmışım gibi oluyor, ilk defa gittiğim...

Daha Fazlasını Oku →

PERDELER – Ceyda Kiremitçi Vasiliev

Gözlerimi açtığımda küçük bir odadaydım. İçeriyi saran ilaç kokusuna, karşımda duran tahta masaya ve odadan eski bir perde yardımıyla ayrılmış bölmeye bakılacak olursa doktorlardan birinin odasında olmalıydım. Bu hastanede daha önce görmemiş olduğum bir doktor odasının varlığına şaşırmıştım. Üstelik burada yalnız bırakılmış olmam da nadir rastlanan bir durumdu. Hemen ellerimi kontrol ettim. Onları da serbest bulsam rüyada olduğumu düşünecektim ama her zamanki gibi oturduğum koltuğun kollarına sıkı sıkıya bağlanmışlardı. Gariptir ki bu ket vurulmuş özgürlük içimi rahatlattı. İçinde bulunduğum yeni odanın gerçek olduğuna inancımı yükseltti. Bu da demek oluyordu ki aylardır hatta belki yıllardır yaşadığım rutinin dışına çıkıyordum o gün....

Daha Fazlasını Oku →

BEŞ KÜÇÜK ŞEYTAN – Ayfer Kafkas

Çocuktum. İçimde büyüttüğüm vicdan ve azap kelimelerinin en hastalıklı şekilde yan yana gelmeleri neticesinde ortaya çıkan tabirle müsemma hissiyatla yaşamaya alışmıştım. Alışmaktan başka çarem de yoktu. Bu hissin verdiği sıkıntılı karanlık göğüste peyda ettiği ince ama fasılasız sızı, on dört yaşımdan beri hiç durmaksızın azalmasına rağmen beni örseledi durdu. Çocuktum, bilemezdim. Bilsem yapar mıydım; kendimi atar mıydım kurbanını bin bir eziyetlerle körelmiş pençe ve dişleriyle yıllar yılı parçalamaya çalışan, öldürmeyen ama bazen ölümü arzulatan cinsten melun bir yaratığın koynuna? Bilemezdim. Küçük bir aptallığın hayatımı cehennem çukuruna çevireceğini tahmin edemezdim. Çocukluğum… Her ne kadar başımdan geçmekte olduğu zamanlarda bana rengârenkmiş gibi...

Daha Fazlasını Oku →