Kristal Kelepçe 2019

“Savaşın Bedelini Her Zaman Masumlar ve Çocuklar Öder.”

BERİA Doruk ATEŞ Polisiye romanın adaletin tesis edilmesini değil, gerçeğin apaçık ortaya çıkmasını sorun ettiği söylenir. Suçun kökenine inmeden, suçu doğuran/üreten toplumsal arka plan ile ilgilenmek yerine vuku bulan olayı ve suçlunun yakalanışını anlattığı için eleştirilir, kimilerince “edebiyattan” bile sayılmaz. Türün altın çağında bu tür eleştirileri aldıklarından mı bilinmez, dönem yazarları, anlatıyı suçun çözümünden soruşturmacının karakterine, muhakeme yeteneğine ve görünmezi gören üstün zekasına çevirmiştir. Bu durum, polisiye anlatının zenginleşmesine sebep olduğu gibi okurun polisiye romana ilgisini arttırmıştır. Ancak artan ilgiyle beraber neredeyse tüm tipler çizilmiş, tüm suçlar çözülmüş, tüm anlatı teknikleri denenmiştir. İçlerindeki birkaç muhafazakar haricinde günümüz çağdaş yazarları ise...

Daha Fazlasını Oku →

“Polisiye Kandırmaca Değildir”

KAFAM BOZUK Ceyda Kiremitçi Vasiliev Polisiye denince akla gelen standartları düşünelim. Mesela güçlü bir başkarakter, çok ayrıntılarına girilmemiş ama tadını hissedebileceğimiz kadar değinilmiş aşk ilişkileri, sırrını çözmek için yanıp tutuştuğumuz tuhaf olaylar, polisiyenin tadı tuzu olan hafif karikatürize edilmiş ilgi çekici yan karakterler ve tahmin edebilirdim ben bunu ama nasıl oldu da anlayamadım, diye hayıflanmamızı sağlayacak vurucu bir kapanış… İşte bu özelliklerin hepsini içinde barındıran bir kitaptan bahsedeceğim size: Necati Göksel’den Kafam Bozuk. Başkarakterimiz kitabın ismine hakkını veren, ağırbaşlı bir abimiz. Hem seveceğiniz hem de karakterini çözmeyi arzulayacağınız biri. Olayları öyle tepeden inme öngörülerle değil, tecrübeleri ve irdeleyici yapısı ile...

Daha Fazlasını Oku →