Dosyalar

İngiltere’nin Medarı İftiharı: KARINDEŞEN JACK

 Kuzeyli Cermen kavimlerden Angıl ve Saksonların Britanya adasına göçerek burasının demografik ve idarî yapısını değiştirmesiyle başlayan tarih serüveni, 17. yüzyılda VIII. Henry’nin ticarî filo atılımıyla zirveye ulaşmış ve İngilizlerin sıcak denizlerdeki hâkimiyeti perçinlenmişti. Britanyalıların ‘üzerinde güneş batmayan’ imparatorluğu 1783 yılında en büyük kolonisi ABD’yi yitirdiğinde gerileme dönemine girmiş, ancak 1919’a kadar dünyanın en büyük ekonomisi olmayı sürdürmüştür. İki yüzyıl boyunca dünya denizlerinin hâkimi olan İngiltere’nin başarısındaki en büyük sır, devlet idaresi ve hukuk sistemini kurduğu her koloniye adapte etme yeteneği ve şartları oluşturan idarî-askeri güç kapasitesinin arkasındaki temel etkenin yetişmiş insan gücü olmasıydı. James Watt’ın geliştirdiği buhar makinesinin etkisiyle Sanayi...

Daha Fazlasını Oku →

Sadomazoşizmin 50 Tonu

Kendi hayatından pasajlarla süslediği ‘Venus in Furs / Kürklü Venüs’ adlı romanındaki şiddetle ilişkili fetişlerinden dolayı mazoşizm terimine adını veren şair-yazar Leopold von Sacher-Masoch (1836–1895) fevkalâde kibar, romantik sayılabilecek türden bir Avusturya soylusuydu. Sadizm teriminin içerdiği kavramı aklından bile geçirmemiş; kadınlar tarafından cezalandırılıp aşağılanmaktan, bağlanmaktan, bir uşak gibi giydirilmekten ve hatta zengin bir leydi tarafından kırbaçlanarak fiziksel acıya maruz bırakılmaktan hoşlandığı varsayılıp adı —ölümünden sonra— acı çekme hazzıyla özdeşleştirilmiştir. Sacher-Masoch’dan yirmi beş yıl kadar önce yaşamış bir diğer aristokrat; aşırı özgürlüğü ve hatta ahlâksızlığı bir felsefe haline getiren Marquis De Sade’ın kitaplarına göreyse, ilişkilerde vicdan, erdem ve onur bir yana...

Daha Fazlasını Oku →

İçimde Çok Kişilik Var

İçimde Çok Kişilik Var Yazar Robert Louis Stevenson’un yarattığı bir kurmaca karakter olan Bay (Edward) Hyde, uygar dış görünüşümüzün altında yatan kötü, çirkin ve yasadışı işlere eğilimli güdülerimizin, Freud’un ‘id’ olarak tanımladığı ilkel benliğimizin vücut bulmuş hâlidir. Zevk temelli istekler ve aşırı ısrarcı içsel enerjinin çıkış noktası olan id’in ana kaynağı cinsellik, açlık gibi ihtiyaçların ve hazzın doyurulmasıdır. Hiçbir sosyal kuralı önemsemeyen bu içgüdü, cinsel arzularının anında yerine getirilmesini talep eder ve kıyametin koptuğu yer de işte buradadır. Uygar ve akıllı bir insanın, sırf hayvani zevklerini doyurmak için saldırgan bir yaratığa dönüşmesinin arkasındaki motifi Freud bu sözlerle açıklamıştır. Dr. Sigmund Freud (1856–1939)’un psikanalitik...

Daha Fazlasını Oku →

Polisiye Öykü Nasıl Yazılır?

Yazar:G.K.Chesterton Her edebi türde olduğu gibi polisiye öykünün de bir fikirle başlaması, bir fikir bulmak için yola koyulmaması gerekir, bu kural aynı zamanda türün daha somut ve mekanik ayrıntıları için de geçerlidir. Öykünün polisiyeye döndüğü yerde, dedektif olaya dışarıdan dahil olur, ancak yazarın içerden başlaması gerekir. Bu tip yapıcı problemler, kaynağını pozitif bir mefhumdan alır ki bu da kendi içinde basit bir mefhumdur; yazarın hatırlayabildiği, okurun unutabildiği günlük hayattan alınma herhangi bir durum. Öncelikle belirtmem gerek, bu makaleyi, polisiye öykü yazma konusunda başarısız olduğunun farkında biri olarak yazıyorum. Defalarca başarısız olduğum bir gerçek. Bu yüzden bu konudaki yetkinliğim hem pratiğe...

Daha Fazlasını Oku →