Blog

Çünkü Kitabının Yazarı Banu AKELOĞLU ile sımsıcak bir röportaj gerçekleştirdik.

Duygusal bir insan mısınız yoksa mantığınız mı ağır basıyor? Tabii ki mantığım ağır basıyor demek isterdim ama maalesef duygusal bir insanım. Kalpten gelen her bir davranış beni etkiler. Çoğu zaman mantığımın yapma dediği bir şeyi bilerek ve isteyerek, duygularımın yönlendirmesi ile yaparım. Sonucuna da katlanırım. Hiçbir zaman da pişman olmam. Yaşanacak her şey benim seçimimdir. Mantık da benim duygularım da benim. İçimde yaşanan bu savaşta galip gelen bensem doğru taraf ağır basmış demektir. Mantığımız her zaman korumacı ve ben merkezci yönlendirir. Ama duygularımız öyle değil. Duygularımız bizlerin saf ve çıplak halidir. Yıllar geçtikçe üzerimize koruyucu giysiler gibi koruma duvarları öreriz....

Daha Fazlasını Oku →

Polisiye Edebiyatın Usta Yazarı Suphi Varım’ın, “Detektif Sokratis Polisiyeleri”nin Üçüncü Kitabı, Sokratis ve Cinler Okunmaya Hazır!

Pervin, üstüne eğilen üç gölgeden uzaklaşmak istercesine geriye çekildi. Vücudu iyice kasılmıştı. Gölgelerden birinin ne dediğini anlayamadı, çünkü kulaklarında davul vuruşlarını andıran tuhaf sesler vardı. (...) Gözlerini açtı, karşısındakileri hayal meyal seçebildi. Başının çevresinde küçük bir ışık bulutu oluştu o anda. Gölgeler, bulutun içinde kayboldu. Zil ve tef sesleri işitince terli başını pencereye çevirdi. İri başlı, sivri kulaklı, patlak gözlü ve şiş karınları kıllı iki yaratık, yavaş yavaş ona yaklaşıyorlardı. Elleri ve ayakları pençe şeklindeydi. Kuyrukları vardı. Biri karyolanın ayak ucuna, diğeri başucuna sıçradı. Pervin, yaratıkların ağzından fırlayan yılan dilinden korunmak için titreyen elleriyle yüzünü kapattı, gözlerini yumdu. (...) Yaratıkların...

Daha Fazlasını Oku →

Gençosman Denizci’den Yeni Bir Anadolu Polisiyesi: Sır Ölüm

Bu kitabı okuduktan sonra, yakın geçmişte yaşanan ASELSAN ölümlerine 'intihar' gözüyle bakmayacaksınız! Karşısındaki gencin neden sürekli titrediğini şimdi anlamıştı! Belli ki gece vakti, bu ıssız yerde tek başına, içinde ceset olan arabanın başında beklemekten dolayı çok korkmuştu. Başkomiser Fatih, elindeki feneri yaklaştırınca camda kendi aksini gördü. Aracın içindeki korkunç manzarayı seçebilmesi için diğer elini alnına siper edip tekrar bakması gerekiyordu. Dikkatini çeken ilk şey, sürücünün araç içindeki duruş pozisyonuydu! Cansız bedeni daha iyi görebilmek ümidiyle otomobilin diğer tarafına geçmişti ki hızla üzerine doğru gelen başka bir aracın farlarından gözleri kamaştı! ODTÜ Makine Mühendisliği bölümünden, okulun şeref listesine girerek mezun olan...

Daha Fazlasını Oku →

Elçin Poyrazlar’dan Yeni Polisiye Roman: Mantolu Kadın

Geleceği parlak bir cerrahla çok genç yaşta evlendirilen bir kadın, kocasının iktidarsız olduğunu evlendikten sonra öğrenir. Kocasının kaba davranışları kocasından iyice uzaklaştırır genç kadını. Genç kadın oturdukları apartmanda, kendisi gibi genç ve gizemli bir kadın görür ve ondan çok etkilenir. İki kadın arasındaki görünmez bağ, onları yan yana yürüyecekleri beklenmedik bir yolculuğa sürükler. Bir yandan iki vahşi cinayet işlenmiştir. Mesleğinin zirvesinde iki kişinin ölümünün peşine düşen Başkomiser Aydın Andız, cinayetlerin arasındaki bağlantıyı çözmeye çalışırken, bir yandan da kendi şeytanlarıyla boğuşmaktadır. Elçin Poyrazlar son romanı Mantolu Kadın’la okuru, evlilik kurumu içindeki güç oyunlarına ve şiddetin sınırlarına taşıyor.

Daha Fazlasını Oku →

Polisiye romanları ile tanınan Alper Kaya, bu kez bir gerilim romanı ile okurun karşısında: Uykusuzlar İçin Hayatta Kalma Rehberi

Gazeteci yazar Alper Kaya, yeni kitabı “Uykusuzlar İçin Hayatta Kalma Rehberi” ile Kent Kitap etiketiyle bir kez daha aramızda. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de baş gösteren bir uykusuzluk salgınının üçüncü gününde İstanbul’da yaşananları anlatan kitap; metropol hayatının unutturduğu detayları uykusuzluk penceresinden okura sunmayı vaat ediyor. Hadi şimdi de tanıtım metnine birlikte göz atalım. “Uyku yok. Gündüz yok. Burada her şey gece. Herkes gece. Uykusuzlar İçin Hayatta Kalma Rehberi sizi İstanbul’da tekinsiz bir gece yürüyüşüne davet ediyor.”  

Daha Fazlasını Oku →

Tuğba Sarıünal’ın son romanı Çarpışma, okurlarıyla buluştu.

Henüz kendi hikâyemin bile kahramanı olamamışken, benden kendi hikâyelerinde kahramanlık göstermemi bekliyorlar. Oysa ben sadece dünyanın yaşanabilir bir yer olduğuna inanmak istiyorum. “Çocuğum daha.” diyorum. Susuyorlar. Anılarla dolu geçmişlerini değil de kayıp giden masumiyeti özlediklerini bile anlamıyorlar. İçlerindeki boşluk büyürken ben de büyüyorum. Etrafım kalabalık ama iliklerime kadar yalnızlık çekiyorum. Ben boğulurken diğerlerinin nefes alışlarını seyrediyorum. Karşılarında duruyorum ama görünmüyorum. "Kimim ben?" diye soruyorum kendi kendime. Kimim ben? Onu bile bilmiyorum.İyiliğin sınır tanımaz gücü ve insanlık kavramı üzerine yazılmış muhteşem bir roman.

Daha Fazlasını Oku →

İngiltere’nin Medarı İftiharı: KARINDEŞEN JACK

 Kuzeyli Cermen kavimlerden Angıl ve Saksonların Britanya adasına göçerek burasının demografik ve idarî yapısını değiştirmesiyle başlayan tarih serüveni, 17. yüzyılda VIII. Henry’nin ticarî filo atılımıyla zirveye ulaşmış ve İngilizlerin sıcak denizlerdeki hâkimiyeti perçinlenmişti. Britanyalıların ‘üzerinde güneş batmayan’ imparatorluğu 1783 yılında en büyük kolonisi ABD’yi yitirdiğinde gerileme dönemine girmiş, ancak 1919’a kadar dünyanın en büyük ekonomisi olmayı sürdürmüştür. İki yüzyıl boyunca dünya denizlerinin hâkimi olan İngiltere’nin başarısındaki en büyük sır, devlet idaresi ve hukuk sistemini kurduğu her koloniye adapte etme yeteneği ve şartları oluşturan idarî-askeri güç kapasitesinin arkasındaki temel etkenin yetişmiş insan gücü olmasıydı. James Watt’ın geliştirdiği buhar makinesinin etkisiyle Sanayi...

Daha Fazlasını Oku →

Sadomazoşizmin 50 Tonu

Kendi hayatından pasajlarla süslediği ‘Venus in Furs / Kürklü Venüs’ adlı romanındaki şiddetle ilişkili fetişlerinden dolayı mazoşizm terimine adını veren şair-yazar Leopold von Sacher-Masoch (1836–1895) fevkalâde kibar, romantik sayılabilecek türden bir Avusturya soylusuydu. Sadizm teriminin içerdiği kavramı aklından bile geçirmemiş; kadınlar tarafından cezalandırılıp aşağılanmaktan, bağlanmaktan, bir uşak gibi giydirilmekten ve hatta zengin bir leydi tarafından kırbaçlanarak fiziksel acıya maruz bırakılmaktan hoşlandığı varsayılıp adı —ölümünden sonra— acı çekme hazzıyla özdeşleştirilmiştir. Sacher-Masoch’dan yirmi beş yıl kadar önce yaşamış bir diğer aristokrat; aşırı özgürlüğü ve hatta ahlâksızlığı bir felsefe haline getiren Marquis De Sade’ın kitaplarına göreyse, ilişkilerde vicdan, erdem ve onur bir yana...

Daha Fazlasını Oku →

İçimde Çok Kişilik Var

İçimde Çok Kişilik Var Yazar Robert Louis Stevenson’un yarattığı bir kurmaca karakter olan Bay (Edward) Hyde, uygar dış görünüşümüzün altında yatan kötü, çirkin ve yasadışı işlere eğilimli güdülerimizin, Freud’un ‘id’ olarak tanımladığı ilkel benliğimizin vücut bulmuş hâlidir. Zevk temelli istekler ve aşırı ısrarcı içsel enerjinin çıkış noktası olan id’in ana kaynağı cinsellik, açlık gibi ihtiyaçların ve hazzın doyurulmasıdır. Hiçbir sosyal kuralı önemsemeyen bu içgüdü, cinsel arzularının anında yerine getirilmesini talep eder ve kıyametin koptuğu yer de işte buradadır. Uygar ve akıllı bir insanın, sırf hayvani zevklerini doyurmak için saldırgan bir yaratığa dönüşmesinin arkasındaki motifi Freud bu sözlerle açıklamıştır. Dr. Sigmund Freud (1856–1939)’un psikanalitik...

Daha Fazlasını Oku →

Gencoy Sümer’in İlk Öykü Kitabı Yayınlandı: Göl Kıyısındaki Ev

GÖL KIYISINDAKİ EV  Gencoy Sümer’in Göl Kıyısındaki Ev kitabı on bir gizemli öyküden oluşuyor. Bu kitabı okurken, insan ruhunun karanlık bölgelerinde yapacağınız tuhaf, şaşırtıcı ve tekinsiz bir geziye hazır olun. Öykülere gelince... Bir Kapalı Oda Cinayeti: Klasik tarzda yazılmış, sevimli (cosy) polisiye diye adlandırılan türde bir dedektif serüveni. Feneryolu Cinayetleri’nden tanıdığımız ünlü hafiye Kerim Ülkü gene işbaşında. O, kilitli bir odada işlenen cinayeti çözmeye çalışırken, soruşturmaya okur da katılıyor. Gencoy Sümer, bütün polisiyelerinde olduğu gibi hiçbir ipucunu bizden saklamamış. Mahur Beste: Olayların başlangıcı, gece gelen esrarengiz bir telefon. Geçmişin tozlu anıları etrafa saçılınca, ortaya çıkan gizemli ama hazin bir öykü....

Daha Fazlasını Oku →