Blog

Nuray Atacık’ın İkinci Polisiye Romanı Bukalemun Raflardaki Yerini Aldı

24 “Adım Yeşim Yıldız... Ben suçsuzum. Sadece kaderimin sonucunu yaşıyorum. Asıl suçlu kendini biliyor. Senin...can aldığın yerdeyim. Gelip beni kurtarmanı bekliyorum. Kırk sekiz saat içinde gelmezsen...günahının bedelini ben ödeyeceğim! Kurtar beni!” Büyükannesinin her biri hayata dokunan masallarıyla büyümüş kız çocuğu… Akrabalarının sevgisi ve nefreti arasında kalmış genç kadın… Dokunulmaktan hoşlanmayan bilgisayar kurdu genç adam… Evinde beslediği tuhaf yaratıkla bağ kuran hacker… Aile bireylerinden yalnızca birini sevmek için seçen baba… İdeolojileri uğruna insanları gözlerini kırpmadan öldürebilen teşkilat mensupları… Ve tüm bunların ekseninde görevine tutkuyla bağlı emniyet amiri… İlk romanı Fener Balığı’yla gönlümüze taht kuran Nuray Atacık’tan hız kesmeyen, sürükleyici bir polisiye roman...

Daha Fazlasını Oku →

Başak Sayan’dan Yeni Roman: NİGÂHDAR

“Tanrı ve bilim hiç bu kadar birbirine yakın olmamıştı.’’ “Bütün bilgiler içindeki en önemli bilgiyi öğrendin mi?’’ “Hangi bilgi?” “Evrenin en büyük gizini saklayan bilgi.’’ “Böyle bir bilgi olduğundan haberim yok. Lütfen efendim, siz öğretin bana bu bilgiyi.’’ “Peki, git bana bir niyagrodha ağacının meyvesini getir.’’ “Getirdim efendim.’’ “Şimdi onu ortasından ikiye böl.’’ “Böldüm.’’ “Ne görüyorsun?’’ “Çekirdekleri efendim. Minicikler.’’ “Şimdi o çekirdeklerden birinin içini aç.’’ “Açtım efendim.’’ “Ne görüyorsun?’’ “Hiç.’’ “Bak evladım, o göremediğin özden bir niyagrodha ağacı meydana gelir. Çekirdeğin içindeki boşluk o öz ile doludur. Onu göremesen bile o her yerdedir. Tıpkı senin bedenin gibi. İçindeki özü göremezsin...

Daha Fazlasını Oku →

ZARF – Kamil Murat

Danışan divanına kendisinden beklendiği gibi gözleri yarı kapalı uzanmıştı Onur. İnce kemikli küçük yüzlüydü. Dış görünümünü önemsemediği, dağınık saçları ve birkaç günlük seyrek sakalından belli oluyordu. Onur rüya kıvamında konuşunca Psikiyatr Altuğ not almaya devam etti. “İnsan gece yarısı birdenbire uyanınca fena oluyor, toparlanamıyor, bazen baş ağrısından kendime gelemiyorum.” Yüzünü buruşturdu, dudak uçları sıkıntıyla aşağıya büküldü. “Bir de çarpıntı. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi bir çarpıntı…” Anlattıklarını birebir yaşıyordu, soluğu kesilmişti, gözlerini kapadı. “Düşünün yani. Baş ağrısıyla birlikte deli gibi bir çarpıntı…” Onur anlaşılmayı umut ederek ısrarla Altuğ’a baktı, yorgundu sesi. “Sanki başka birinin evinde uyanmışım gibi oluyor, ilk defa gittiğim...

Daha Fazlasını Oku →

On Yazar, On Soru, On Cevap

1- Yazdığınız karakterin sizi ele geçirip hikâyeyi yönlendirdiği oluyor mu? Böyle bir durumda kontrolü yeniden ele alma ihtiyacı mı duyuyor yoksa karakterle bütünleşip kendinizi akışa mı bırakıyorsunuz? Algan Sezgintüredi: Oluyor. Oluyor ama fazla ileri gidemiyor çünkü karakterlerimin tanrısıyım ben: ne istersem onu yaparlar. Akışı belirleyebilirler ve belirledikleri oluyor ama fazla ileri giderlerse çarparım. Ama çok şükür, şimdiye dek gazap gerekmedi, hoşgörü ve merhamet yetti. Ayşe Erbulak: Yazdığım romanlarda mutlaka kendi özelliklerimden oluşan bir karakter olur ve kendimi hikâyeye kaptırarak akışa bırakırım. Bade Osma Erbayav: İnatlaşıyoruz. Zaman zaman ben de birtakım karakterler tarafından ele geçirildiğimi hissediyorum. Daha doğrusu öykü yazarken onlara...

Daha Fazlasını Oku →

Polisiye edebiyatı yükselişe geçti

1-Bu yıl Pera Palas’ta dördüncüsü düzenlenen, dünyadan ve ülkemizden birçok polisiye yazarını bir araya getiren Kara Hafta Festivali nasıl geçti? Polisiyeye olan ilgi ne durumda? Festivale olan ilgi geçen yıllara göre çok fazlaydı. Bu sevindirici bir gelişme. Tüm etkinliklerde dinleyiciler salonu doldurdu diyebilirim. Etkinliklere konuşmacı olarak tanınmış yazarların yanında, Türkiye Polisiye Yazarları Birliği üyesi genç yazarların da katılması oturumlara ayrı bir renk kattı. Umarım, ülkemizde polisiye yazan, polisiyeye sevdalı genç bir yazar topluluğunun olduğunun artık farkına varılmıştır. Polisiye edebiyatın okura kaçış ve adalet hissini vermesi açısından yükselişe geçtiğini söyleyebiliriz. Türkiye’ye bakacak olursak, meselâ basılan polisiye kitap sayısında artış var. Dünya...

Daha Fazlasını Oku →

ÇAĞATAY YAŞMUT İLE MÜLAKAT

Röportaj: Eren Paykal /Bizimavrupa.net 1) Öncelikle  Aujourd’hui la Turquie  adına bizimle görüşmeyi kabul ettiğiniz için içtenlikle teşekkür ederim. Türk okuru, sizin hakkınızda etraflıca bilgi sahibi, lakin bu gazete Fransızca çıktığından, ana dili Fransızca olanlar sizi tanımayabilirler. Bu itibarla, bize kendinizden bahseder misiniz? Edebi kariyeriniz, polisiye kitap yazmaya başlamanız. Kadıköy Cinayetleri romanı ile de 2012 yılında son derece prestijli  Dünya Kitap Dergisi Altın Sayfa Polisiye Roman Ödülü aldığınızı hatırlatalım. Söyleşi için ben size çok teşekkür ederim. Finans sektöründe çalışırken bir yandan da hobi olarak bir şeyler karalıyordum. 2001 ekonomik krizi nedeniyle iş hayatına zorunlu olarak ara verince, yazmak için boş zamana kavuşmuş...

Daha Fazlasını Oku →

PERDELER – Ceyda Kiremitçi Vasiliev

Gözlerimi açtığımda küçük bir odadaydım. İçeriyi saran ilaç kokusuna, karşımda duran tahta masaya ve odadan eski bir perde yardımıyla ayrılmış bölmeye bakılacak olursa doktorlardan birinin odasında olmalıydım. Bu hastanede daha önce görmemiş olduğum bir doktor odasının varlığına şaşırmıştım. Üstelik burada yalnız bırakılmış olmam da nadir rastlanan bir durumdu. Hemen ellerimi kontrol ettim. Onları da serbest bulsam rüyada olduğumu düşünecektim ama her zamanki gibi oturduğum koltuğun kollarına sıkı sıkıya bağlanmışlardı. Gariptir ki bu ket vurulmuş özgürlük içimi rahatlattı. İçinde bulunduğum yeni odanın gerçek olduğuna inancımı yükseltti. Bu da demek oluyordu ki aylardır hatta belki yıllardır yaşadığım rutinin dışına çıkıyordum o gün....

Daha Fazlasını Oku →

BEŞ KÜÇÜK ŞEYTAN – Ayfer Kafkas

Çocuktum. İçimde büyüttüğüm vicdan ve azap kelimelerinin en hastalıklı şekilde yan yana gelmeleri neticesinde ortaya çıkan tabirle müsemma hissiyatla yaşamaya alışmıştım. Alışmaktan başka çarem de yoktu. Bu hissin verdiği sıkıntılı karanlık göğüste peyda ettiği ince ama fasılasız sızı, on dört yaşımdan beri hiç durmaksızın azalmasına rağmen beni örseledi durdu. Çocuktum, bilemezdim. Bilsem yapar mıydım; kendimi atar mıydım kurbanını bin bir eziyetlerle körelmiş pençe ve dişleriyle yıllar yılı parçalamaya çalışan, öldürmeyen ama bazen ölümü arzulatan cinsten melun bir yaratığın koynuna? Bilemezdim. Küçük bir aptallığın hayatımı cehennem çukuruna çevireceğini tahmin edemezdim. Çocukluğum… Her ne kadar başımdan geçmekte olduğu zamanlarda bana rengârenkmiş gibi...

Daha Fazlasını Oku →

KADIKÖY’DE GEÇEN CİNAYETLER!

Son romanı ‘Moda Cinayetleri’ni yayınlayan Kadıköylü polisiye yazarı Çağatay Yaşmut, “Kadıköy, benim gibi semt polisiyesi yazan yazarlar için bulunmaz bir ilham kaynağı oldu” diyor [caption id="" align="alignnone" width="1000"] Fotoğraf: Çiğdem Bakırcıoğlu Aslan[/caption] Çağatay tebrikler, 6.kitaba geldiniz. Bu 6 kitabın yarısı Kadıköy’de, yarısı başka semtlerde geçiyor değil mi? Teşekkür ederim Gökçe. Evet, altı kitap oldu. Yedincisi de yolda. Sekizincinin de kurgusunu tamamladım. Kadıköy Cinayetleri’nden beri hikâyelerim Kadıköy’de geçiyor. Bu romanımda da geleneği bozmayarak, hikâyenin yarısını yine Kadıköy’de kurdum. Kadıköy’e olan tutkum; Kadıköy’ü yazma sevdamdan vazgeçmemi engelliyor. Bu iyi bir şey. Yazarların her zaman iyi bildikleri yerleri yazması taraftarıyım. Hikâyenin diğer yarısı...

Daha Fazlasını Oku →

Necati Göksel İle Röportaj

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu Gereği Yasal Uyarı; Bu röportaj metni Dedektif Dergi isimli online derginin 11. Sayısında yayınlanmış olup ilgili derginin ve yazarın izni ile web sitemize eklenmiştir. Röportajı orijinal kaynağından okumak için https://dedektifdergi.com/necati-goksel-ile-roportaj/ bağlantısını kullanabilirsiniz. Röportaj: Özlem SOLAK -Cehennem öldükten sonra gittiğimiz bir yer değil, yaşarken içimizde gömülü duran bir yerdir- Necati Göksel, Yozgat’ta doğdu. Çocukluk yıllarından itibaren hikâyeler yazdı, karikatürler çizdi. 18 yaşından itibaren edebiyat dergilerinde öyküleri yayımlandı.  Üniversiteden mezun olduktan sonra TRT İstanbul Televizyonu'nda yapımcı-yönetmen olarak çalışmaya başladı. Farklı türlerde çok sayıda programa imza attı. Bu programlarla çok sayıda ödüller kazandı. Yazarın, Hayat Askıda Kara Kadife Kayıp Yolcu...

Daha Fazlasını Oku →