poyabir

“Öyle Değil” ESRA

[caption id="attachment_5623" align="aligncenter" width="445"]                                   Esra TÜRKEKUL 1968-2019[/caption] Ebediyete uğurlananlar ardından kelam etmek zordur. İçinizden birinin, zamansız gidişi sonrası yazılacak her kelime düğüm olur, zihninizi kuşatır. Hele de bu kişi yazar ise her harf önem taşır, her nokta daha da anlamlaşır. Yakın zaman önce ebediyete uğurladığımız Esra Türkekul ile –daha doğrusu başkarakteri Berna ile- tanışmam 2013 sonbaharına denk gelmişti. Ben, ilk romanım için yayınevlerinin kapılarını arşınlarken, Esra, Berna ile birlikte İstanbul’un kadim yapılarından Kapalıçarşı’da vuku bulan bir cinayetin gizemini çözmeyi tamamlamış, okurun beğenisine sunmuştu....

Daha Fazlasını Oku →

Kayıp Rıhtım’da 2018’in EN’leri belli oldu

[caption id="attachment_5608" align="aligncenter" width="800"] Oy Veren Kişi Sayısı: 1,252[/caption] Kayıp Rıhtım’ın gelenekselleşmiş okur anketlerinde 2018 yılı sonuçları açıklandı. En İyi Yerli Polisiye Roman dalında kıymetli üyelerimizden Ahmet Ümit Kırlangıç Çığlığı isimli romanı ile birinciliğe, Yunus Emre Eroğlu Aklın Senfonisi isimli romanı ile üçüncülüğe lâyık görülmüş. Kendilerini birliğimiz adına kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz. Kırlangıç Çığlığı – Ahmet Ümit (Everest) -> 429 oy Tekvin – Arif Ergin (Doğan) -> 261 oy Aklın Senfonisi – Yunus Emre Eroğlu (Paradigma Akademi) -> 192 oy Tüm kategorileri ve sonuçları görmek için Kayıprıhtım sayfasını ziyaret edebilirsiniz. 

Daha Fazlasını Oku →

POLİSİYE EDEBİYATIN TEMEL SORUNU: SUÇ NEDİR?

Türkçeye “polisiye” olarak çevrilen “suç edebiyatı/crime fiction”, adından da anlaşılacağı üzere temelde “suç” ve “suç unsurları” üzerine inşa edilmektedir. Ağırlıklı olarak dedektif hikâyeleri ile cinayet öykülerinden oluşan polisiye edebiyat, hangi alt türe ayrılırsa ayrılsın (siyasi polisiye, şehir polisiyesi vs.) temelde suç ve suçlunun peşinde koşmaktadır. Hâl böyle olunca “suç” kavramına eğilmek ve suça bir tanım getirerek işe başlamak gerekir. “Suç” denilince akla hiç şüphe yok ki evvela hukuki tanımlar gelmektedir. Olaya hukuki boyutuyla bakınca suç kavramını; “Hukuk düzeni tarafından yapılması yasaklanmış, yapıldığında da devlet tarafından ceza veya güvenlik tedbiri şeklinde bir yaptırımla karşılaşan fiil ve/veya hareketler” olarak tanımlamak hiç de...

Daha Fazlasını Oku →

Polisiye, suçun tüm katmanlarına girebilir

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu Gereği Yasal Uyarı; Bu röportaj metni 26.01.2019 tarihinde Aydınlık Gazetesi'nin online sitesinde yayınlanmış olup ilgili sitenin ve yazarın izni ile web sitemize eklenmiştir. Röportajı orijinal kaynağından okumak için TIKLAYINIZ! Röportaj: Damla YAZICI Polisiye edebiyatın güçlü kalemlerinden Elçin Poyrazlar son romanı 'Mantolu Kadın'la okurlarının karşısına çıktı. Romanında kadına şiddet sorununu merkeze koyan Poyrazlar, polisiyeyi suçun toplumsal ayağıyla birleştiriyor. Biz de yazarla kitabı üzerine konuştuk... -“Mantolu Kadın” romanında polisiyenin merkezinde yer alan suç kavramını kadına yönelik şiddet gibi toplumsal bir meseleyle kesiştiriyorsunuz. Sizce toplumsal sorunların polisiyedeki yeri nedir ve polisiyenin bu sorunlar üzerindeki etkisi ne...

Daha Fazlasını Oku →

Çağatay Yaşmut: Toplumsal meseleleri polisiyeyle anlatmak istiyorum

5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu Gereği Yasal Uyarı; Bu röportaj metni Birgün Gazetesi'nin online sitesinde yayınlanmış olup ilgili sitenin ve yazarın izni ile web sitemize eklenmiştir. Röportajı orijinal kaynağından okumak için TIKLAYINIZ! Röportaj: Mustafa KÖMÜŞ Türkiye’de polisiyenin önemli isimlerinden Çağatay Yaşmut ile polisiyeyi ve son kitabı Moda Cinayetleri’ni konuştuk. Çağatay Yaşmut, “Romanlarımın artık toplumsal boyutunun olmasını istiyorum. Bunu da polisiyeyle yapmak istiyorum” diyor. ► Edebiyat serüveniniz nasıl başladı? Ben İstanbul Üniversitesi Ekonometri mezunuyum. İş hayatımın birçok döneminde bankacılık yaptım. Onun dışında başka sektörlerde de çalıştım. 2002 yılında yazmaya başladım. Hem çalışıp hem yazıyordum. Bunun profesyonelleştiği dönem 2008...

Daha Fazlasını Oku →

Dünya Kitap Ödülleri sahiplerini buldu

Dünya Kitap Dergisi'nin 26 yıldır verdiği "Yılın En İyileri" ödülleri sahiplerini buldu. DÜNYA Gazetesi konferans salonunda gerçekleştirilen törende ödülleri, derginin Yayın Yönetmeni Faruk Şüyün açıkladı. "Ayaküstü İzmir-Sokak ve Fırın Lezzetleri" kitabı "Yılın En İyi Gastronomi Kitabı" seçilen Nejat Yentürk, ödülünü seçici kurul üyesi Ahmet Örs'ten aldı. Yentürk, dünyada 1970'li yıllarda başlayan mutfağa ilgi döneminin Türkiye'de de etkisini gösterdiğini, mutfak kültürüne ve tarihine yönelik boşta kalan bir alanı doldurmak istediğini ifade etti. "Anadolu'da lonca sistemi hala yaşıyor" Hızlı tüketilebilen yiyeceklerden oluşan "Ayaküstü Mutfak" kültürüne lonca sisteminin katkı sağladığını dile getiren Yentürk, "Lonca sisteminin hala izlerini görebiliyoruz. Belki İstanbul'da hissedilmiyor ama Anadolu'da bu sistem hala yaşıyor. Tek bir ustanın...

Daha Fazlasını Oku →

Sabriye Nişancı’dan Bir İlk Roman: Adrese Teslim

Bir insan kendi ruhunda kaç karakter yaratabilir, tek bir insan içerisinde onca ruh nasıl yaşar? Tek bedende yaşayan, üç farklı insan dünya yaşamının düzensiz düzenine nasıl uyum sağlayabilir? Kesilen şah damarından yayılan kan kokusu, ölümden önceki bakışlardaki anlamsız anlam, canın bedenden ayrılış seremonisi hangi tesadüflere gebe olabilir? Yaşanmış ve yaşanamamış tüm yaşanmışlıklar, şimdi hangi mucizeleri getirecektir, kim bilebilir? Tek bedende üç farklı karakter ile yaşayan bir Emniyet Müdürü, geçmişinden kurtulmak için mucize bekleyen bir komiser, intikam duygularıyla yoğrulmuş bir adli psikiyatrist ve imkânsız aşkının imkânsız geleceğini, geçmişiyle yoğuran bir doktor. Ve tüm bu insanları birbirine bağlayan seri cinayetler, kurbanlarının şah...

Daha Fazlasını Oku →

Nuray Atacık’ın İkinci Polisiye Romanı Bukalemun Raflardaki Yerini Aldı

24 “Adım Yeşim Yıldız... Ben suçsuzum. Sadece kaderimin sonucunu yaşıyorum. Asıl suçlu kendini biliyor. Senin...can aldığın yerdeyim. Gelip beni kurtarmanı bekliyorum. Kırk sekiz saat içinde gelmezsen...günahının bedelini ben ödeyeceğim! Kurtar beni!” Büyükannesinin her biri hayata dokunan masallarıyla büyümüş kız çocuğu… Akrabalarının sevgisi ve nefreti arasında kalmış genç kadın… Dokunulmaktan hoşlanmayan bilgisayar kurdu genç adam… Evinde beslediği tuhaf yaratıkla bağ kuran hacker… Aile bireylerinden yalnızca birini sevmek için seçen baba… İdeolojileri uğruna insanları gözlerini kırpmadan öldürebilen teşkilat mensupları… Ve tüm bunların ekseninde görevine tutkuyla bağlı emniyet amiri… İlk romanı Fener Balığı’yla gönlümüze taht kuran Nuray Atacık’tan hız kesmeyen, sürükleyici bir polisiye roman...

Daha Fazlasını Oku →

Başak Sayan’dan Yeni Roman: NİGÂHDAR

“Tanrı ve bilim hiç bu kadar birbirine yakın olmamıştı.’’ “Bütün bilgiler içindeki en önemli bilgiyi öğrendin mi?’’ “Hangi bilgi?” “Evrenin en büyük gizini saklayan bilgi.’’ “Böyle bir bilgi olduğundan haberim yok. Lütfen efendim, siz öğretin bana bu bilgiyi.’’ “Peki, git bana bir niyagrodha ağacının meyvesini getir.’’ “Getirdim efendim.’’ “Şimdi onu ortasından ikiye böl.’’ “Böldüm.’’ “Ne görüyorsun?’’ “Çekirdekleri efendim. Minicikler.’’ “Şimdi o çekirdeklerden birinin içini aç.’’ “Açtım efendim.’’ “Ne görüyorsun?’’ “Hiç.’’ “Bak evladım, o göremediğin özden bir niyagrodha ağacı meydana gelir. Çekirdeğin içindeki boşluk o öz ile doludur. Onu göremesen bile o her yerdedir. Tıpkı senin bedenin gibi. İçindeki özü göremezsin...

Daha Fazlasını Oku →

ZARF – Kamil Murat

Danışan divanına kendisinden beklendiği gibi gözleri yarı kapalı uzanmıştı Onur. İnce kemikli küçük yüzlüydü. Dış görünümünü önemsemediği, dağınık saçları ve birkaç günlük seyrek sakalından belli oluyordu. Onur rüya kıvamında konuşunca Psikiyatr Altuğ not almaya devam etti. “İnsan gece yarısı birdenbire uyanınca fena oluyor, toparlanamıyor, bazen baş ağrısından kendime gelemiyorum.” Yüzünü buruşturdu, dudak uçları sıkıntıyla aşağıya büküldü. “Bir de çarpıntı. Kalbim yerinden fırlayacakmış gibi bir çarpıntı…” Anlattıklarını birebir yaşıyordu, soluğu kesilmişti, gözlerini kapadı. “Düşünün yani. Baş ağrısıyla birlikte deli gibi bir çarpıntı…” Onur anlaşılmayı umut ederek ısrarla Altuğ’a baktı, yorgundu sesi. “Sanki başka birinin evinde uyanmışım gibi oluyor, ilk defa gittiğim...

Daha Fazlasını Oku →